Erciş Ziraat Odası

Vatan Hürriyet Ekmek

ZOBİS
ZOBİS
Erciş Ziraat Odası > Turistik Yerlerimiz

Turistik Yerlerimiz

ZERNAKİ TEPE
Zernaki Tepe, ilçenin kuzeyinde, Erciş şehir merkezi sınırında Yukarı Işıklı Mahallesi'nde bulunan tepe şeklindeki yerleşim yerinin adıdır. Tepelik alan; zemin seviyesinden 60 m. ile 140 m. arasında değişebilen yüksekliğe sahip, yaklaşık 2,5 km. uzunluğunda ve 1,5km genişliğindedir. Çok geniş alana yayılan şehir, birbirini dik kesen 7-8 metrelik caddeler ve 5-6 metre genişliğindeki sokaklardan oluşmaktadır. Sokak ve caddelerin kesişmesiyle ortaya çıkan düzgün dikdörtgen yapı adaları içinde planları ve büyüklükleri aynı olan evler inşa edilmiştir. Evler; biri kare, ikisi dikdörtgen ve ikisi dar olmak üzere toplam beş odalıdır. Evlerin dış duvarları 1.5 metre, iç duvarları ise 1 metre kalınlığındadır. Bu yapı şemasına göre kentin 10.000 kişiyi barındırabileceği anlaşılmaktadır. Zernaki Tepe, Anadolu'nun eski ızgara plan denilen düzenli yerleşim yerlerinden birisidir.

ERCİŞ KALESİ
Çelebibağı Mahallesi'nin güneyinde göl suları içinde birkaç duvarı dışında yıkık vaziyettedir. İlhanlılar döneminde Vezir Taceddin Ali Şah tarafından yapılmıştır. Bu dönemden sonra Erciş’e yerleşen medeniyetler tarafından kullanılan kale, son olarak 1841 yılında göl sularındaki aşırı yükselmeyle birlikte terk edilmiştir.

KADEMPAŞA HATUN KÜMBETİ
Vanyolu Mahallesi’ndeki kümbetin üst kat giriş kapısı üzerindeki kitabesine göre, Karakoyunlu hükümdarı Cihanşah döneminde, büyük emir Rüstem Bey tarafından, Emir Yar Ali, Şah Mustafa, Şah Şevik, Şah Ali ve anneleri Kadem Paşa Hatun için Hicri 863 (Miladi 1458) tarihinde yaptırılmıştır.
    

ANONİM KÜMBETİ
Erciş-Patnos karayolu üzerinde Çatakdibi Mahallesi (Zortul) yakınlarında bulunan kümbet üzerinde herhangi bir kitabe yer almamaktadır. Ancak, yapı üzerinde bulunan figüratif bezemelerin Anadolu Türk Sanatı'nda hükümdarlık sembolünü ifade etmesi ve ayrıca yapının mimari ve teknik özellikleri dikkate alındığında, yapının 15. yüzyılda yapıldığı ve Karakoyunlu hükümdarı Kara Yusuf Paşa'ya ait olabileceği tahmin edilmektedir.

AKÇAYUVA KÜMBETİ
Erciş-Adilcevaz karayolunun 32. kilometresinde, yolun yaklaşık olarak 2 kilometre kuzeyinde Akçayuva Mahallesi girişinde bulunmaktadır. Üzerinde herhangi bir kitabe bulunmayan türbenin, çevre kümbetlerle benzerliği ve mimari özellikleri dikkate alındığında 15. yüzyılda Karakoyunlular döneminde yapıldığı tahmin edilmektedir.

ÇELEBİBAĞ SELÇUKLU MEZARLIĞI
Çelebibağı Mahallesi'nin güneydoğu kısmında yer almaktadır Tunç Çağı'ndan günümüze kadar kullanılan tepe (tümülüs) şeklinde kültür hazinesidir. Bu alan aynı zamanda Van Gölü çevresinde bulunan bütün mezar türlerini içinde barındırdığı için önem taşımaktadır.

URARTU YAZITLARI
Van ve çevresi önemli bir Urartu yerleşim yeri olması itibariyle, bölgemizde bu döneme ait yazıtlar oldukça fazla bulunmaktadır. Çivi yazısıyla işlenen kitabelerden iki tanesi, Van - Erciş karayolu üzerinde, Erciş Karataşlar mevkiinde blok kayalar üzerindedir. Yaklaşık olarak 1-1.5 x 1 m. ölçülerinde çerçeve içine alınan kitabede, Urartu Kralı Sarduri (MÖ 764-735)’nin bölgede üzüm bahçeleri diktirdiği yazılıdır. Bu yazıt Erciş Üzümü'nün yaklaşık 3 Bin yıllık bir geçmişinin olduğunu belgelemektedir. Diğer iki adet yazıt Salmanağa Mahallesi'ndedir. Bu yazıtlarda Urartu Kralı Menua (MÖ 810-786)'nın bu bölgede sulama kanalı ve koruma kalesi yaptırdığı yazılıdır. Çelebibağı Mahallesi’nde bulunan başka bir yazıtta ise Urartu Kralı 2. Argişti (MÖ 714-685)’nin bölgede Taktumnia (Titumnia) şehrini kurduğu, sulama kanalı ve barajlar yaptırarak tarımı geliştirdiği belirtilmiştir.

URARTU SULAMA KANALLARI
Urartular Dönemi’nde Erciş ve çevresindeki verimli arazileri sulamak için birçok sulama kanalı ve gölet yapılmıştır. Meydan Boğazı Barajı, Münevvir Barajı, Çirişgöl Barajı, Issıdere Barajı gibi pek çok gölet ve bu göletlerden açılan Payköy Kanalı, Haydarbey Arkı, Issıdere Kanalı, Akyol Arkı gibi pekçok kanal, Urartu Dönemi’nde tarıma verilen önemin göstergesidir. Bu kanallardan bazıları günümüzde halen kullanılmaktadır.

URARTU KAYA MEZARLARI
Çelebibağı Mahallesi'nin güney kısmında, Selçuklu Tarihi Mezarlığı'ın güneybatı yönünde, beldeye yaklaşık olarak 5 km uzaklıkta, halkın Madavank olarak bilinen alanda bulunmaktadır. Blok kaya oyularak oluşturulan yedi tane mezar bulunmaktadır.

AÇIK HAVA TAPINAĞI
Çelebibağı Mahallesi'nin güney kısmında, Selçuklu Tarihi Mezarlığı'nın güneybatı yönünde, beldeye yaklaşık olarak 5 km uzaklıkta halkın Madavank olarak bilinen alanda, kaya mezarlarının alt kısmında yer almaktadır. Bu anıt, doğu ve batı odaklı bir tepenin güneydoğu eteğinde Van Gölü'ne bitişik ana kayanın doğu ucunda yer almaktadır.

URARTU BASKI KALIPLARI
Deliçay Kalesi’nin bulunduğu alanda yer almaktadır. Yaklaşık 4-5 m² lik blok taşlar üzerine; daire, yarım daire gibi şekiller iç bükey kabartma şeklinde yapılmıştır.

DELİÇAY KALESİ ve LİMANI
Deliçay Kalesi, Erciş - Van karayolunun 10. kilometresinde, Deliçay Deresi'nin Van Gölü'ne döküldüğü noktada yer almaktadır.

ARDZVABER KİLİSESİ
Salmanağa Mahallesi'nde bulunan ve aslında bir manastır olan bu yapının günümüze sadece yıkık vaziyette olan kilisesi ulaşabilmiştir. İnşa tarihi kesin olarak bilinmeyen yapının 13. yüzyılda yapıldığı tahmin edilmektedir.

HAYDARBEY KÖPRÜSÜ
Haydarbey Mahallesi'nin doğusunda bulunan köprü, Deliçay üzerinde bulunmaktadır. Kalan izlerden anlaşıldığı kadarıyla tek kemer gözlü olarak inşa edilen köprünün ayak kısımları günümüze kadar gelebilmiştir. Kemer ayaklarından biri doğal kayaya, diğeri ise yığma malzeme üzerine oturtulmuştur. Üzerinde herhangi bir kitabe bulunmayan yapının kim tarafından yapıldığı bilinmemektedir.

GÖZÜTOK KÖPRÜSÜ
Erciş’e 10 km. uzaklıkta Gözütok Mahallesi'nde yer almaktadır. Zeylan Çayı üzerine kurulan köprünün sadece bir ayağından izler kalmıştır. Kalan izlerden anlaşıldığı kadarıyla tek kemer gözlü olarak yapılmıştır. Köprü yörede çokça bulunan siyah volkanik taştan düzgün kesme taş olarak inşa edilmiştir.

TEKLER MEZARLIĞI
Erciş-Adilcevaz karayolu üzerinde, Erciş’e 30 km. uzaklığında Tekler Mahallesi'nde bulunmaktadır. Mahelle yolu mezarlığın ortasından geçerek burayı iki ayrı parçaya ayırmıştır. Güney kısımda bulunan kabristanda sandukalı mezarlar yoğunluktadır. Buradaki mezar taşları beyaz kalker taşından yapılmış şahideli ve sandukalı şeklindedir. Şahideler genellikle süslemelidir. Süsleme de; şahidenin üst kısmı mukarnas tezyinat, alt kısmı ise bitkisel ve geometrik bezemeler ve ayetlerle bezenmiştir. Sandık şeklindeki sandukaların gövdesine geometrik şekiller işlenmiştir. Ayrıca, şahidelerde çark-ı felek ve kandil motifi işlemeleri bulunmaktadır. Burada bazı mezarlarda ise baş ve ayakucunda olmak üzere iki şahide mevcuttur.

ZİYARET MEZARLIĞI
Erciş-Patnos karayolu üzerinde, Erciş’e 18 km. uzaklığında Ziyaret Mahallesi'nde bulunmaktadır. Oldukça geniş bir alanı kaplayan mezarlıkta, şahideli, sandukalı ve koç şeklinde mezar taşları mevcuttur. Beyaz kalker taşından yapılan şahideli taşların üzerinde kandil motifi, çark-ı felek motifi ve ayetler yer almaktadır. Yine mezarlıkta birkaç tane de koç şeklinde mezar taşları bulunmaktadır.

BEYLER MEZARLIĞI
Erciş merkez Tekevler Mahallesinde, Kadem Paşa Hatun Kümbeti'nin güneyinde yer almaktadır. Mezarlıkta şahideli, sandukalı mezar taşları bulunmakta ve bu taşların üzerinde kandil motifi işlemeleri yer almaktadır. Mezarlık, örneklerden anlaşıldığı kadarı ile 15 yüzyıl Karakoyunlu dönemi özelliklerini taşımaktadır.

HAYDARBEY MEZARLIĞI
Haydarbey Mahallesi'nin doğu kısmında Haydar Baba Türbesi'nin bulunduğu alandadır. Mezarlıkta diğer mezarlıkta gördüğümüz şahideli ve sandukalı mezar tipleri mevcuttur.

HASANABDAL MEZARLIĞI
Erciş’e 15 km. uzaklığında Hasnabdal Mahallesi'nin batısındaki tepenin doğu yamacında yer almaktadır. Mezarlığın alt kısmında siyah kalker taşından sandukalı mezar taşları bulunmaktadır. Bu taşlar üzerinde her hangi bir yazı ve süsleme yer almamaktadır. Var olan süslemelerin zamanla silinmiş olabileceği düşünülmektedir. Üst kısmında ise sade süslemesiz sandık şeklinde mezar taşları yer almaktadır. Bu mezar taşları kısa boylu şahidelerle hareketlendirilmiştir.

AKMESCİT MEZARLIĞI 
Çatakdibi Mahallesi'nin yaklaşık 3-4 km. batısındaki tepenin eteğinde geniş bir alanı kaplamaktadır. Beyaz kalker taşından yapılmış sandukalı mezar taşları mevcuttur. Mezar taşları üzerinde Arapça yazılar ve motifler yer almaktadır.

KASIMBAĞI MEZARLIĞI 
Kasımbağı Mahallesi'nde yer alan mezarlık bugün kullanılmamaktadır. Taşların büyük bir kısmı toprağa gömülü vaziyettedir.

GÖLAĞZI MEZARLIĞI
Kasımbağı Mahallesi'nde yer alan mezarlık bugün kullanılmamaktadır. Taşların büyük bir kısmı toprağa gömülü vaziyettedir.

ERCİŞ ÜZÜMÜ
İlçenin birçok yerinde yetiştirilen Erciş Üzümü’nün köklü bir geçmişi vardır. Karataşlar Mevkii'nde bulunan taşlar üzerine 3.000 yıl önce çivi yazısıyla yazılan kitabede, Kral Menua üzüm bağlarını talan edenlere beddua ediyor. Yazıtta, “Menua İşpinioğlu, Tanrı Haldi için bu asma üzüm bağlarını diktirdi. Her kim ki bu asmalara zarar verirse, Tanrı Haldi, Tanrı Teişeba, Tanrı Şevini ve bütün tanrılar onu güneş altında kavursun.” yazısı bulunuyor. Urartu Uygarlığı, taş işlemeciliğinin yanı sıra yetiştirmiş oldukları üzümlerle tanınıyorlar. M.Ö 600–900 Yılları arasında İlçede yaşayan ve üç adet ihtişamlı şehir kurdukları belirtilen Urartular döneminde, tarihi Zernaki Tepe Mevkii'nden Haydarbey Mahallesi’ne kadar olan alanların tamamının üzüm bağı olarak kullanıldığı belirtiliyor. Küçük taneli ve ekşimsi farklı bir tadı bulunan Erciş Üzümü’nün bağbozumu, Eylül ayının sonlarından Kasım ayının başlarına kadar devam etmektedir. 

İNCİ KEFALİ
Van Gölü’nün tuzlu ve yüksek derecede sodalı sularında yaşayabilen, endemik bir balık türüdür. Adı kefal olmasına rağmen, aslında o sazangillerin bir üyesidir. Son yıllara kadar, göl çevresinde yaşayan insanlar ve bazı bilim insanları dışında kimse varlığından haberdar değildi. Çünkü o, iç sularımızda bulunan onlarca türden sadece birisiydi. Halen birçok coğrafya, zooloji ve balık sistematiği kitaplarında Van Gölü’nde yaşamadığı, sadece akarsuların göle dökülen kısımlarında yaşadığı iddia edilir. Van Gölü, sularının taşmasıyla, efsane canavarıyla sık sık gündeme geldi ama balığı ile ancak yeni yeni duyulmaya başlandı. Her yıl İnci Kefali’nin adına Erciş’te "ULUSLARARASI İNCİ KEFALİ GÖÇÜ KÜLTÜR VE SANAT FESTİVALİ" düzenlenmektedir. Festivalde kapsamlı etkinliklerin yanı sıra İnci Kefali’nin dans gösterilerine benzeyen, görsel şölene dönüştürdükleri üreme göçleri de izlenmektedir. İnci Kefali göçü Nisan ayı sonlarından Haziran ayı sonlarına kadar devam etmektedir.

Ortalama 20 cm boya ve 70 gr. ağırlığa sahiptir. Göldeki hayvansal ve bitkisel planktonlarla beslenir. En fazla yedi yıl yaşar ve üç yaşında üremeye başlar. Üremek için sürüler oluşturarak akarsulara göç eder. Gölde, akarsu ağızlarında büyük sürüler oluşturan İnci Kefali’nin vücudunda, sodalı-tuzlu sudan tatlı suya geçişe alışabilmesi için bir dizi değişim başlar. Akarsularda su sıcaklığı uygun hale geldiğinde göç başlar. Yumurtasını bırakan balıklar, daha sonra tekrar göle döner. Yaz aylarında gölün 25 m derinliklerine kadar dağılabilirken, kışı ise gölün 70 m derinliklerine kadar olan kısımlarında geçirir. Derelerde yumurtadan çıkan yavrular da birkaç hafta içinde göle dönerek, gölün sığ, besince zengin kıyı kesimlerinde yaşamaya başlarlar. İnci Kefali’nin vücut şekli fusiform olup, baş uzunluğu yaklaşık olarak bütün boyun 1/6’sı kadardır. Ağzın pozisyonu terminal olup, oldukça eğiktir ve fazla açılmaz. Dorsal ve anal yüzgeçler sırasıyla D III 7-8 ve A III 9-11. Solungaç dikenleri genelde 17-21 adet olmakla beraber 14-27 arasında değişebilir. Dorsal yüzgeç genelde ventral yüzgecin bittiği yerden başlar ve çoğunlukla anal yüzgeç başlangıcına kadar uzanır. Farenks dişleri iki sıralı olup 5:2 – 2:5 şeklinde dizilmiştir. Yanal çizgi üzerindeki pul sayısı 55–92 arasında değişir. Yanal çizgi dorsal yüzgeç başlangıcı ve yanal çizgi altı pul sayısı sırasıyla 13–16 ve 4–6 puldur.

İnci Kefali’nin vücut rengi çok değişkendir. Genelde hakim vücut rengi parlak gümüşi olup, sırtlar koyu grimsi yeşil veya koyu gri renkte, karın kısmı parlak gümüşi renktedir. Vücut pullarla kaplı olup anal ve ventral yüzgeçler arasında pulsuz bir karina mevcuttur. Ancak özellikle juvenil fertlerde renk koyu gümüşidir ve arka kısımlar yeşilimsi gri renktedir. 10 cm’den daha küçük fertlerde yanlarda uzanmış üç adet dar koyu band bulunur. 68 (12-16/6-9) 89, solungaç dikenleri 25-26 kadardır. Vücut uzunluğu baş uzunluğunun 4,6-5,4 katı, vücut yüksekliğinin 4,9-6,2 katıdır. Omur sayısı 40-41 adettir. Gözler oldukça iri, ağız orta büyüklükte ve terminal durumda olup öne doğru çıkıktır. Bıyık yoktur; ventral ve anal yüzgeçler arasında pulsuz bir karina mevcuttur. Pullar üzerinde açık siyah renkte noktalar taşıdıklarından parlaklıklarını yitirmişlerdir ve renk gümüşi yeşilimsidir.

İnci Kefali, geçmişten günümüze iki farklı yöntemle avlanmaktadır. Üreme döneminde, büyük sürüler halinde akarsulara göç ettiği için tüm dereler balıkla dolar. Bunu fırsat bilen yöre insanı, geçmişte kamyonlar dolusu balığı yumurta bırakmadan avlamaktaydı. 1997 Yılı rakamları ile toplam 15 bin ton avcılığın 12 bin tonu üreme göçü esnasında, yani 40-50 günde yapılmaktaydı. Bu dönemdeki avcılık, balığın tuzlu-sodalı sudan, tatlı suya girebilmesi için adaptasyon amacıyla beklediği mansaplarda manyat, ığrıp gibi kıyı sürütme ağları ile veya akarsuların üzerinde basit tuzaklarla yapılmaktaydı. Ancak 1997 yılından itibaren Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesi Su Ürünleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr.Mustafa Sarı öncülüğünde başlatılan VE Doğa Gözcüleri Derneği’nin desteklediği koruma çalışmaları kapsamında, İnci Kefali’nin bu dönemdeki yanlış avcılığı önlenmeye başlanmıştır. Günümüzde kaçak avcılıkla avlanan İnci Kefali miktarında önemli azalmalar olmuştur. 1997 yılında başlayan çalışmalarla üreme döneminde yanlış avcılık yapan yöre insanı, üreme dönemi dışında avlanmaya teşvik edilmiştir. Böylece gölde kış aylarında balıkçılık artmıştır. Kış aylarında İnci Kefali avcılığı, Van Gölü'nde 8-16 m. boylarındaki saçtan yapılmış teknelerle, 20-22 mm göz açıklığına sahip fanyalı uzatma ağlarla Temmuz ortalarından Nisan ortalarına kadarki sürede yapılmaktadır.


KUŞ CENNETİ
Her yıl göçmen kuşların uğrak noktası olan Çelebibağı, Kasımbağı, Gölağzı ve Tekevler Mahallelerinin sahillerinde yaklaşık 200 çeşit kuş türü bulunmaktadır. Bu kuş türlerinden en önemlisi flamingodur. İlkbaharın kendini hissettirmesiyle birlikte İlçemiz'e akın eden bu kuşlar, yaklaşık 4-5 ay Çelebibağı ve Kasımbağı sahillerinde barınmaktadır.

Ayrıca bölgede akbalıkçıl, gribalıkçıl, turna, angıt, kuğu gibi diğer önemli kuş türleri de bulunmaktadır.